1/7

ARA

GÜLER MÜZESİ

“Eller görmek ister, gözler okşamak”

Johann Wolfgang von Goethe

 

Foucault müzeciliğin “bütün zamanları aynı mekâna toplama, aynı mekânda yoğunlaştırma” durumundan bahseder. Müzeleri zamansız mekânlar, toplumun dışında kalan mahaller, diğer yerlerin zıttı yerler olarak görür. Müze, bir palimpsesttir, zamanın sürekli aktığı yerlerdir, “zamanın inşasının hiç durmadığı ve kendi zirvesini sürekli aştığı bir heterotopyadır. Ara Güler, fotoğraf için “görülen bir şeyin zapta kayda geçmesidir” der. Fotoğrafı bir arşiv nesnesi olarak ele alır. Ona göre hayatı yakalamanın bir zorunluluğudur arşiv. Bir arşiv bir dünyayı getirir. Başka zamanlara ait gerçekleri zamansız bir forma dönüştürür. Her bir fotoğraf bir tuğlaya dönüşür, tuğlalar bir araya gelerek zaman üstü bir dünya inşa eder. Ara Güler Müzesi tasarımında Ara Güler’in fotoğraflarıyla inşa ettiği bu dünyaya bir aralık bırakılmaktadır. Seyircisine bu aralıktan geçip Ara Güler’in izini yine kendi yarattığı zengin ve çok katmanlı sokaklarda sürmeyi vaadetmektedir. Ara Güler Müzesi kent içinde katılımı davet eden, merak uyandırıcı bir kültür istasyonu olarak tasarlanmıştır. Kullanıcıları yolda yürürlerken kendilerini müzenin içinde bulabilmekte ve tüm kamusallık müzenin içine girmektedir. Sanatla toplumun birbirlerine karşılıklı nüfuz etmeleri ölçüsünde yapı, kamunun sınırsız kullanımını destekleyerek sanat kavramını toplumun günlük yaşayışına entegre etmektedir. Yaratılan bu kamusal alan sosyal ve kültürel ölçütlerde herhangi bir ayrım gözetmeksizin herkesi kucaklamakta ve onları yapının asıl sahipleri kılmaktadır. Böylece kamusal alanda üretilen ve paylaşılan sanat toplumsal örgütlenmenin bir aracı haline gelmektedir. 

KATEGORİ

Müze

YER

İstanbul

YIL

2017